İSLAMİYET ÖNCESİ "SÖZLÜ" TÜRK ŞİİRLERİ
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 22 Ekim 2014, 04:30:21


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: İSLAMİYET ÖNCESİ "SÖZLÜ" TÜRK ŞİİRLERİ  (Okunma Sayısı 3087 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
K A L K A N
Türkçü BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.850


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« : 27 Haziran 2010, 18:06:51 »

     İSLAMİYET ÖNCESİ "SÖZLÜ" TÜRK ŞİİRLERİ

    İslâmiyet öncesi sözlü Türk şiiri hakkında eli-mizdeki bize ait yegâne kaynak, İslâmlıktan sonra yazılmış bulunan Dîvânü Lûgati'-t-Türk'tür. Bu eserdeki şiirlerin hiçbirinin şairi belirtilmemiştir. Bunlardan bir kısmı belli şairler tarafından yazılmış olsa bile Dîvânü Lügati'-t-Türk'teki şiirlerin büyük çoğunluğunun anonim olduğu, halk arasında sözlü olarak yaşadığı ve Kâşgarlı Mahmud tarafından halktan derlendiği muhakkaktır. Büyük çoğunluğu 4+3=7 ve 4+4=8'li hece vezniyle yazılan ve koşma tarzında kafiyelenen dörtlüklerden oluşan bu şi-irler, şüphesiz 11. yüzyıldan çok önceki Türk halk şiirinin özelliklerini taşımaktaydılar. Konuları do-layısıyla 11. asra ait olduğu anlaşılan bazı savaş şi-irleri dışındaki şiirlerin, özellikle baharı ve tabiatı tasvir eden ve Türk bozkır yaşayışını anlatan şi-irlerin doğrudan doğruya, Türklerin Müslüman ol-madan önceki devirlerine ait olduğu düşünülebilir. Alp Er Tonga'ya ait dörtlükler ise Türk şiirinin belki de en eski örneğidir. İslâmiyet'ten önceki sözlü Türk şiirinin özelliklerini yansıtan bu şiirler Dîvânü Lûgati'-t-Türk bahsinde işlenecektir.
   Eski Uygurlar'dan kalma şiirler, sözlü değil ya-zılı Türk Edebiyatının mahsulleridir. Pek çoğunun şairi de bilinmektedir. Tarihleri kesin olmamakla beraber çoğu Dîvânü Lûgati'-t-Türk ile çağdaştır veya ondan sonra yazılmıştır. Yazılı edebiyatın ürünü olan bu şiirler Uygur Edebiyatı bölümünde ele alınacaktır.
Dîvânü Lûgati'-t-Türk'ten önce, sözlü Türk şiirinin varlığını bazı yabancı kaynaklardan öğ-reniyoruz. Fakat ne yazık ki bu şiirlerin Türkçesi elimizde yoktur.
  Sözlü Türk şiirine ait en eski kayıt M.Ö. 119 yı-lma aittir. M.Ö. 119'da bir bozgun sonucu Ordos'un kuzeyindeki topraklarını kaybeden Hunların şu türküyü söyleyip ağladıkları kaydedilmiştir. (*)

"Yen-çi-şan dağını kaybettik,
Kadınlarımızın güzelliğini elimizden aldılar.


Si-lan-şan yaylalarını kaybettik. Hayvanlarımızı çoğaltacak vesâti elimizden aldılar"
Asimi bilmediğimiz bu dörtlük- tercüme edil-miş haliyle dahi millî nazım şekillerimizden koş-
mayı hatırlatmakta, Dîvânü Lûgati'-t-Türk'teki dörtlükler gibi Türk ruhunu ve bozkır yaşayışını aksettirmekte, daha o zaman Türklerde yurt sevgisinin ve millî vicdanın uyandığını gös-termektedir. Belli bir târihî olayla ilgili olarak kay-dedilmesine rağmen bu dörtlük Göç destanını da hatırlatmaktadır. Göç destanında Kutlu Dağ kay-bedilince kıtlık ve kuraklık olmakta, burada bir dağın kaybı ve ardından hayvanların üreyememesi yâni bir nevi kıtlık söz konusu edilmektedir. M.Ö. 119 yılında Ordos'un kaybı ve oradaki Türklerin göç etmek zorunda kalması, Göç destanının ilk tabakalarından birini teşkil etmiş olabilir.
Dörtlüğün eski Türkçe'deki şekli şöyle tahmin edilebilir:

Yençi tagıg yitürdimiz,
Katun körkin alturdımız,
Silan yışığ kapturdımız
Adgır koçug alıp bardı.
(Aygırı koçu alıp gittiler).


Çin kaynaklarına geçen bir başka türkü M.S. 430 yılına aittir. Turgun Almas'm "Uygurlar" (Urumçi, 1989) adlı kitabında kaydedildiğine göre bu türkü, 430'da Avarlar'la savaşan Türk (Köktürk) hükümdarı Beğkulu hakkındadır ve şöyledir.

"Eyvah Begkulu geliyor" dediğinde anne,
Durur şu an bebeğin ağlaması da.
Diyormuş genç kızlar, söylerken şarkı
Olsaydı sevgilim de Begkulu gibi
(**)
Sadece Çince'deki tercümesini bildiğimiz bu dörtlüğün aslının da mani veya koşma tarzında ol-duğu düşünülebilir. Şiir, kahramanlıkla sevgiyi bir-leştirmekte, Avarları yenen Köktürk kağanı yü-celtilmekte ve genç kızların sevgilisi olarak sunulmaktadır.
 Bizans kaynakları da Türklere ait bazı rivayetler kaydederler. Bizans elçisi Priscus, Attilâ'nın verdiği bir şölen sırasında iki şâirin ça-dıra girdiğini ve Hun diliyle Attilâ'nın zafer ve kah-ramanlıklarına ait şiirler okuduğunu yazar. Me-tinleri elimizde bulunmayan bu şiirler, hamasî halk edebiyatının örnekleri olmalıdır. Attilâ'nm ölüm merasiminde okunan bir ağıt ise 6. asırda tarihçi Jordanes tarafından Got geleneğinden tesbit edil-miştir? Elimizde ancak tercümesi bulunan ve bir ağıt için gerekli unsurları taşıyan bu parça herhalde manzum olarak tertip edilmiştir. Ağlamalar ve fer-yatlar içinde ozanlar tarafından kopuzla çalınıp söylenen bu parça şöyledir:

"Hunlarm en büyük hükümdarı ve Mun-cuk'un oğlu, en cesur kavimlerin hükümdarı Attilâ, kendisinden önce hiç duyulmamış bir kuvvetle Skitya ve Germanya büyük ülkelerine sahip oldu. O, bu büyük ülkelerin birçok şehirlerini zabtetmek suretiyle, Roma'yı korkuttu; başka yerler daha, onun pençesine düşmesin korkusuyla, Roma onu ricalarla ve her sene verdiği vergi sayesinde teskin edebildi. Bütün bunları yaptıktan sonra, talihin hu-susi bir yardımıyla öldü; fakat düşmanların dar-beleri altında, yahut kendi adamlarının hıyaneti ile değil, düğün neş'eleri içinde, kuvvetine hiç halel gelmeyen milleti arasında, en ufak bir acı bile duy-madan öldü. Hiç kimsenin intikam talep ede-meyeceği bu ölümü kim hikaye edebilecek!".

  Türk destanının Alp Er Tonga bölümü, Fir-devsî'nin Farsça eserinden çıkarılabilmektedir. Oğuz Kağan destanının en geniş şekli de yine Fars-ça olarak Reşîdeddin tarafından Câmiü't-Tevârih'te tesbit edilmiştir. Köktürkler'e ait Ergenekon destanı ile Uygurlara ait Göç destanı da Farsça kay-naklarda mevcuttur.
  Şu destanı ile birlikte Türklere ait birçok ef-sanevî rivayetler Dîvânü Lûgati't-Türk'te Arapça olarak kaydedilmiştir. Alp Er Tonga'ya ait bazı rîvâyetler de Taberî târihinde yine Arapça olarak yer almaktadır. Arap diliyle yazılmış birçok târihlerde Türklerin efsâne ve destanlarına ait kısa bilgiler vardır. Meselâ Memlûk tarihçisi Ebû Bekir
bin Abdullah bin Ay Beg ed-Devâdârî, Türklerin yanlarından ayırmadıkları "Ulu Han Ata Bitigçi" ve "Oğuznâme" adlı kitaplardan bahseder. Adının doğru şeklinin "Ulu Han Ata Bitiği" olması ge-reken kitapta Türklerin yaradılışları ve ataları hak-kında bilgiler varmış. Devâdârî, Oğuznâme'den de Tepegöz'e ait bir varyantı özet olarak nakleder.
Daha sonraki asırlarda bizzat Türklerce tesbit edilip Türkçe olarak yazıya geçirilen sözlü edebiyat mahsulleri arasında ilk Türkçe şiirler ve Türk des-tanına ait parçalar vardır.
    Dîvânü Lûgati'-t-Türk'te koşma tarzında ya-zılmış bulunan dörtlükler sözlü Türk şiirinin ilk ör-nekleridir. Bu şiirlerden bir kısmının Karahanlı devrinde meydana getirildiği konularından an-laşılmaktadır. Bir kısmının ise Türklerin İslâmlıktan önceki devrilerine ait olduğu tahmin edilmektedir. Alp Er Tonga'ya ait saguyu Türk şi-irinin en eski örneği saymaktayız. Kâşgarlı Mah-mud'daki dörtlükler, hem en eski Türk şiirinin ya-pısı hem de eski Türk yaşayışının şiire aksedişi hakkında bize fikir vermektedir.
    Çin kaynaklarında Çince olarak geçen yu-karıdaki türkülerle, Jordanes tarafından Got ge-leneğinden tesbit edilen ağıt, İslamiyet'ten önceki sözlü Türk şiiri hakkında bize bazı fikirler ver-mektedir. Hiç olmazsa türkülerin ve ağıtın muh-tevası hakkında bazı bilgiler edinmekteyiz ve bu bil-giler sonraki sözlü Türk şiirine pek de yabancı değildir. Ancak şiirlerin şekli, dış yapısı hakkında hiçbir bilgi edinemiyoruz. Dîvânü Lûgati'-t-Türk'teki ilk sözlü şiir örneklerimize bakarak Çince'deki türkülerin de koşma tarzında dörtlükler olduğunu tahmin etmek mümkündür. Yabancı kay-naklarda yabancı dille tesbit edilen Hun- Köktürk ve Uygurlara ait bu şiir parçalarının bütün Türk dün-yasının ortak eserleri olduğu muhakkaktır.


(*) Türkünün tercümesi Atsız'm "Türk Edebiyatı Tarihi"nden (İstanbul, 1943) alınmıştır.
(**) Alimcan İnayet, "Çin Edebiyatında Türklerle İlgili Şiirler", Türk Kültürü, Sayı: 359 (Mart 1993), s. 175.
Facebook'a Ekle
« Son Düzenleme: 27 Haziran 2010, 18:12:01 Gönderen: K A L K A N »
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.156 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.009s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.