"Basmacı" bağımsızlık hareketi...

(1/1)

ATABEK:
Basmacılar


Tarihte bazı hâdiseler vardır ki, tek başına, nesiller boyu bir bölgenin mukadderatını tayin eden umûmî siyasetleri, stratejileri ve kuralları öğrenmemizde kilit rol oynar. Tarihin derinliklerinde kalan Basmacı Hareket'i de böyle bir hâdisedir. Bu hareketi anlamak, geçmişten günümüze Türkistan'ın durumunu ve Rusların bölge ile alakalı siyasetlerini anlamamızı kolaylaştıracaktır.

Abstract
There are some events in the history that play key role in understanding general strategies, policies and rules that have determined the desteny of an area for generations. The Basmachi Movement is one of such events. Analysing this movement will help us understand Turkistan's past and present and also Russians' policy towards the region in the whole history.

Bu makalede, 20. yüzyılın ilk yarısında Türkistan'da vuku bulan Basmacı Hareketi incelenecektir. Öncelikle, hareketin ortaya çıkış sebepleri, ele alınacaktır. Acaba Basmacı Hareketi'ni başlatanlar ne gibi bir durumla karşılaştılar ki, silaha sarılıp devrin en düzenli ordusuna ve modern silahlara sahip olan bir imparatorlukla mücadele etmeye mecbûr oldular? Çalışmada, Basmacı Hareketi'nin hedefi ve hareketin mahiyeti irdelendikten sonra, "Basmacı" kelimesi üzerinde durulacak ve mevzubahis millî mücadele hareketinin neden bu adla anıldığı araştırılacaktır. Ardından, (Çarlık ve Sovyet) Rusya'nın bu harekete karşı nasıl bir siyaset takip ettiğine bakılacak ve hareketin başarısızlık sebepleri değerlendirilecektir. Son olarak, Basmacı Hareketi'nin dönemin bölge siyasetinde ne gibi bir yer işgal ettiği ele alınacak ve makale ile alakalı genel bir değerlendirme yapılacaktır.

Bu makale, okuruna, tarihte meydana gelen Basmacı Hareketi'ni ansiklopedik ve kronolojik olarak anlatmak yerine, hareketin vuku bulduğu döneme ışık tutmaya ve hâdiselerin gidişatını şekillendiren dinamikler üzerine durmaya gayret edecektir. İfade edilmesi gereken bir nokta da, bazı kaynaklarda Orta Asya bazılarında ise Türkistan diye geçen bölge için "Türkistan" ifadesinin tercih edildiğidir.

Basmacı Hareketinin sebeplerini incelerken, belirtilmesi gereken en önemli husus, bu hareketin bir ‘tepki' hareketi olduğudur. Ruslar, 1886 yılında Türkistan Genel Valiliği'ni kurduktan sonra, Türkistan'a yönelik ciddi bir Hıristiyanlaştırma (Ortodokslaştırma) ve Ruslaştırma siyaseti başlattılar. Bu siyaset çerçevesinde, Türkistan halkını Rus emellerine karşı uyandırma potansiyeli bulunan asilzâdeler (mirza) sınıfını ortan kaldırmışlar; misyonerlik faaliyetlerini desteklemişler; halkın asimilasyonunu engelleyeceği endişesi ile okulların dini karakterini ortadan kaldırmışlar ve Türkistanlı çocukların Rus öğrencilerin arasında ders görmeleri siyasetini takip etmişlerdir. Rus dilini eğitim dili yapmaları ve Rus (kiril) alfabesiyle neşriyatın yanı sıra, Sart dili diye bir lisan ortaya çıkarmışlardır. Türkistan'da Sart dili ve bir Sart milleti mevcut olmadığı halde, ‘Türk' ve ‘Türkistan' mefhumunu ortadan kaldırmak ve milli şuuru yok etmek için böyle bir yol takip edilmiştir. Ayrıca, Türkistan'ı sömürgeleştirme ve tabii kaynaklarını tasarruf altına alma maksadıyla Türk toprakları müsadere edilmiş ve Türk köylerine Rus köylüleri iskan ettirilmiştir.[1]

Türkistan daha Çarlık Rusya döneminde sömürülmek maksadıyla tren hatlarıyla Rusya'ya bağlanmıştı.[2] Sovyet idarecileri de, Çarlık Rusya'nın sömürgeleştirme siyasetini aynen devem ettirmişlerdir.[3] Komünistler Basmacıları yenmek için hem askeri güç hem de uzlaşma siyasetini birlikte kullanmışlardır. Ancak, Kızıl Ordu daha düzenli ve daha iyi donanıma sahip olduğundan askerî seçenek Sovyetler siyasetinde ön planda olmuştur.[4]

Yukarıda ifade edilen Rusların Türkistan'a yönelik tatbik ettikleri iktisadi sömürü, siyasi tahakküm, askerî işgal ve kültürel asimilasyon siyasetine Türkistanlılar kayıtsız kalmamışlar ve Rus yayılmacılığına karşı müteaddit defalar ayaklanmışlardır. Bu minval üzere, Basmacı Hareketi, Türkistan genelinde Ruslar aleyhine meydana gelen Andican Ayaklanması (1898) ve Kenasarı Ayaklanması (1822-1846) gibi ayaklanmalar silsilesinin son halkasını teşkil etmektedir.[5]

Bahsedilenler, Basmacı Hareketi'nin asıl sebeplerini teşkil etmektedir. Hareketin zahiri sebebi veya hareket ateşini alevlendiren fitilin ne olduğu hususunda ise farklı görüşler ileri sürülmüştür. Baymirza Hait, Sovyet Rusya'nın Kokand'daki Türkistan Milli Hükümetini devrip Kokand halkına bir kanlı katliam gerçekleştirmesini bu suale cevap olarak göstermektedir.[6] H. B. Paksoy ise, Birinci Dünya Savaşı devam ederken Çarlık Rusya'nın 25 Haziran 1916'da Türkleri zorla askere alma yönünde aldıkları kararı, Basmacı Hareketi'ni başlatan sebep saymaktadır. Hadiseye bu çerçeveden bakıldığında, 11 Temmuz 1916'da Taşkent'te başlayan toplu protestolarda Rusların kalabalığa ateş açması ve 35 kişinin idam edilmesi akebinde, protesto hareketlerinin Margilan, Andican, Hocand ve diğer bölgelere sıçramasıyla hareket başlamış olmaktadır.[7] Son olarak, Ahmed Raşid şöyle demektedir: "1918 Şubatında Kokand'a saldıran Taşkent Sovyeti'nin birlikleri, kentte katliam yaptılar ... bu vahşice saldırının doğrudan sonucu, Basmacı Müslüman isyanı oldu."[8]

1916'da başlayan Basmacı Hareketi, önceleri Kokand şehrinin çevresinde iken 1918'in ortalarında Fergana Vadisini baştan başa sarmıştır.[9] 1919 kasımına kadar, Fergana kurtuluş savaşçıları bütün mühim bölgeleri işgal ederek Fergana Vadisindeki Rus Sovyet teşkilatlarını kaldırmışlardır.[10] 1920 yılında, Fergana'daki ayaklanmanın en son noktasına ulaşması üzerine Kızılordu Harem ve Buhara'ya girmiş ve böylece ayaklanma bu iki merkeze de yayılarak Sovyet Rusya'nın Türkistan'daki hakimiyeti tehlikeli bir duruma düşmüştür.[11]

Ağostos 1919'da Kızılordu, Beyazordu'nu Orenburg cephe hattını yarmayı başardıktan ve kuvvetlerini Türkistan'a sevk edebilecek duruma geldikten sonra, Türkistan'da Sovyet hakimiyetini temin etmek için "Türkistan Cephesi" açılmıştır. Cephenin başına atanan Frunze, 22 Şubat 1920'de Taşkent'e gelir ve Basmacı Hareketi'ne karşı sistematik mücadeleyi başlatmış olur.[12] Ancak, Sovyet ordularının takviye edilmesi ve başlatılan harekât milli kutuluş savaşının ilerlemesini durduramaz. 1920 ve 1921 yıllarında tüm Fergana Vadisi'nde, bilhassa Amu Derya Havzası civarında Cüneyd Han'ın idaresinde yürütülen çarpışmalar neticesinde Ruslar ümitsiz duruma düşerler. Dolayısıyla, her ne kadar Sovyet kaynakları mücadeleden küçük bir hadise imiş gibi bahsediyorsa da, açıktır ki işgale tepki serttir ve büyük sayıda Türkistanlının ölümüyle neticelenmiştir.[13]

ATABEK:
Basmacılık aslında Çarlık-karşıtı bir hareket şekline başlamıştır.[14] Fakat, Bolşevikler Çarlık rejimini ihtilalle devirince, hareket tabii olarak Sovyet-karşıtı bir karakter kazanmıştır. Kısacası, Bamacı Hareketi- rejimi ne olursa olsun- Moskova kaynaklı her türlü tahakküm ve sömürü maksatlı siyasete karşı mücadelenin ismi olmuştur. Basmacıların şu sloganları, hareketin esas mahiyetini ortaya koymak bakımından ehemmiyet arz etmektedir:[15] "Türkistan, Türkistanlılarındır. Türkistan'ı Rusya'dan kurtarmak gerekir."[16] "Defolsun Sovyet hakimiyeti", "Müstebitlerden arınmış bir Türkistan", "Fakir ahalinin en son entarisini soyan Rus ile harp!"[17] Özet olarak ifade etmek gerekirse, Basmacı Hareketi'nin yegâne gâyesi, Türkistan'ı hürriyete kavuşturmak olmuştur.[18]

Kimi kaynaklara göre hareket, önceleri büyük çapta değildi. Ancak, ne zaman ki Bolşevikler halkın dinine saldırdılar, doğrudan doğruya sosyal ve kültürel hayata müdâhil oldular ve halkın yiyeceklerine silah zoruyla el koydular o zaman hareket sert bir direnişe dönüşmüştür.[19] Buna ilave olarak, harekete sanatkarlar, din adamları, ve reformistler gibi halkın çeşitli kademelerinden katılanlar olmuşsa da ayaklanmanın asıl gücünü köylüler teşkil ediyordu.[20]

1918'e kadar merkezî bir idâreye sahip olmayan Basmacı Hareketi, polis şefi anlamına gelen Korbaşılar (komutan) tarafından sevk ve idâre ediliyordu. Fakat, Ergaş Korbaşıyı harekatın lideri olarak kabul ediyorlardı. Daha sonra Ergaş, yerini Şir Muhammed Beğ Hacı Koşakoğlu'na bırakmıştır. 1918 yazında Şir Muhammed'e sekiz mıntıka komutanı tabi idi.[21] Basmacı Hareketi 1919'dan 1931 (hatta 34'lere kadar) devam ettiyse de esas yoğun olduğu yıllar 1918-1924 arasında yaşanmış, 1924'ten sonra ise aralıklarla devam etmiştir.[22]

Kaynaklarda, Basmacı Hareketi'nin çeşitli safhasında ve farklı bölgelerde liderlik etmiş bir çok kişinin ismi zikredilmektedir.[23] Bu isimlerden en önde gelenleri şunlardır: Cüneyd Han, İbrahim Lakay, Aziz Han Hal Hoca, Madamin Bey, İbrahim Lakay, Devletmend Bey, Fuzeyl Mahdum.[24] Burada isimleri zikredilen ve diğer liderler tarafından idare edilen Basmacı Hareketi, Türkistan'ın asimilasyonu önündeki en son engel[25] olmuştur. Ayrıca, bu hareket, "büyük ölçüde, dinsel motiflerle güçlendirilmiş, duygusallığı ağır basan bir milliyetçilik zemininde gelişmiştir."[26]

Basmacı ıstılahının kökeni hamle eden, saldıran manasına gelen "baskıncı" kelimesidir. Türkistan'da Rus hakimiyetinin başladığı Çarlık döneminde bazı eşkıya çeteleri vardı. Bunlar yerel halka zarar vermiyor, sadece Ruslardan ele geçirdiklerini halka dağıtılıyorlardı. Bilhassa Çarlık Rusya tarafından bölgeye yönelik tatbik edilen cebrî pamuk ekimi bölgenin ekonomisini çökertince bu eşkıyalıkta artış yaşanmıştır.[27] Baymirza Hayit'e göre, Sovyetler Kokand idaresine el koyunca bu şehirde polis şefi olan Ergaş ve yanındakiler silahlarını bırakmamışlar ve şehrin civarında kaçıp Ruslara karşı mücadeleye girişmişlerdir. O ve etrafındakiler geçimlerini Rus mallarını yağma ederek temin ettiklerinden Ruslar bu hareketi Türkistan'ı Sovyet Rusya'dan ayırmak ve sömürgeci sınıfın hakimiyetini yeniden kurmak peşinde olan bir karşı devrim kabul etmiş ve harekete "haydut" anlamına gelen "basmacı" ismini vermişlerdir.[28] Böylece, Ruslar zamanla bu terime menfî mana yüklemişler ve tahakkümlerine karşı koyan her hareketi karalamak için ‘Basmacı' sıfatıyla yaftalamışlardır.

Ahat Andican "Basmacılık"ın Ruslar tarafından kullanılmasındaki maksadın hareketi halkın ve dış dünyanın gözünde küçültmek ve harekete destek verilmesine mani olmak olduğunu belirtmektedir. Ona göre, "Sovyet yönetiminin bütün bu çabalarına karşın bir süre sonra Basmacı deyimi anlam değiştirerek, halk tarafından ‘İstiklal Savaşçısı' veya ‘Mücahit' anlamında kullanılmaya başlanmıştır."[29]

Alaeddin Yalçınkaya da Amerika'da yaşamakta olan Türkistanlıların ağzından, gerçek baskıncı ve yankesicilerin Ruslar olduğunu, Türkistan'ı sömürüp ürünlerini Moskova'ya taşıdığını, Türkistanlıların mallarını, servetlerini aşırdığını söylemekte ve bu sebeple mecbur kalmadıkça Türkistanlılar için "Basmacı" ifadesini kitabında kullanmamaya özen gösterdiğini yazmaktadır.[30]

Neticede, her ne kadar Ruslar karalamak maksadıyla bu harekete "Basmacı" demişlerse de bu hareket bir Milli Kurtuluş Hareketi'dir.[31] Bunun yanında, Ruslara karşı bağımsızlık hareketini başlatanlar kısıtlı imkanlardan ve askeri teçhizat hususundaki yetersizliklerden ötürü düşman ordularına saldırıp kaçmak durumda kalmışlardır. Onun için, "Basmacı" sıfatını "haydut" yerine, basıp kaçan veya gerilla stratejisini takip eden şeklinde telakki etmek daha doğru olsa gerektir.

1924 ve 1925 yıllarında tüm Sovyet Orta Asya (Türkistan) bölgesi milli delimitation süreci çerçevesinde yeniden şekillendirildi.[32][33] Ayrıca, kaynaklarda, Rusların tatbik ettikleri katliamlar, halkın sahip olduğu her şeye el koyma ve suni olarak meydana getirilen kıtlıklardan[34] bahsedilmektedir: Yani, Sovyet idaresi, Türkistan'ı "böl-yönet" siyasetine mutabık olarak kolay idare edebilmek ve kendisine karşı başkaldırı ihtimallerini kalıcı olarak bertaraf etmek için bölgeyi yeniden tanzim etmiştir. Buna ilave olarak, Müslümanların yiyeceklerine el koyma ve onları aç bırakma metodunu da kullanmışlardır.

ATABEK:
1914 yılında I. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla halkın durumu daha da kötüleşti Savaşı öne sürerek köylülerin ellerinden ekmeklerini, küçük ve büyük baş hayvanlarını, develerini, atlarını, kalpaklarını, ak ve kara Türkmen evlerini (çadır) alıyorlardı. Mesela: Krasnovodsk bölgesindeki (şimdiki Türkmenbaşı) zarar ziyanı saymasak bile, sadece Zakaspi vilayetinden savaşta, 6872 at, 12805 deve, 299 araba, 32528 Türkmen kalpağı, 1659 ak ev, kara ev bir çok Türkmen halısı, 2 milyondan çok ruble, savaş için Türkmen atlı alayı (polk), ayrıca Rusya'da ağır işlerde çalıştırmak için de birçok insanı vergi olarak almışlardır. Hive Türkmenleri 24 çeşit vergi veriyorlardı.[35]

Şubat 1920'ye kadar Müslümanlar arsında Kızılordu ile işbirliği yapacak bir tek idareci çıkmamıştır.[36] 1920'lerin sonunda ve 1930'lar boyunca Sovyet siyaseti Stalin'in denomedizasyon (kontrol edilmesi zor olan göçebeleri zorla yerleşik hale getirme) ve kollektivizasyon[37] (özel mülkiyete son verip halkın mallarına el koyma) programıyla değişmiş ve halkı uyandırabilecek yerli münevverleri kendine sadık kişilerle değiştirmiştir.

Ruslar Alman ve Avusturyalı savaş esirlerini de Türkistan Milli Mücadele hareketine karşı kullanmışlardır. Türkistan'da 1916/17 yıllarında 190 bin Alman ve Avusturyalı savaş esiri bulunmaktaydı.[38] Benzer bir şekilde, Ruslar Müslümanların özgürlük mücadelesine karşı Müslümanları kullanmışlardır. Öyle ki, Baymirza Hayit Sovyet Rusya'nın sadece Rusları kullanarak galibiyet elde edemeyeceğini savunmaktadır. Bu bağlamda, Ruslar özellikle Tatarlar, Başkurtlar ve diğer Türkistanlıları Kızıl Ordu saflarına almışlar ve Müslüman Türkü yine Türkistanlılara kırdırmışlardır.[39] Rus ordusunda Tatarlar ve Türkistanlıların bulunması işgalcileri kısmen de olsa yerli gibi gözükmesine de neden olmuştur.[40] Ayrıca, Rus generalleri Kuropotkin ve Kalbovo'nun Türkistan'da bulunan Rusları mevcut düzenli ordularını güçlendirecek ek birimler oluşturmak üzere silahlandırmışlardır.[41]

Sovyetlerin uyguladığı taktik geri çekilme veya geçici uzlaşma siyaseti kapsamında, gıda bağışları, vergi muafiyetleri, toprak reformu vaadi, İslam-karşıt politikaları geçici olarak durdurmak ve ziraat alanındaki kontrollerin sona erdirileceğine dair vaatleri sayabiliriz.[42] Bu taktik geri çekilmeler çerçevesinde, mesela 1920'lerin ortalarında Kırgızların geleneksel kültürlerini idame etmelerine müsaade etmişler, yerel liderliklerin oluşumuna destek sağlamışlar ve Slavların bölgeye geçmelerini geçici olarak yavaşlatmışlardır.[43] Bunlara ek olarak, Basmacı Hareketi'ne desteği azaltmak maksadıyla halkın hassasiyetlerine ehemmiyet vermeye başlamıştır. İslam eğitim kurumlarının yeniden açılacağını ve şeriat mahkemelerine yeniden izin verileceğini ilan etmişlerdir. Ayrıca, yeni ekonomik politikalar (NEP) da halkın yatışmasına ve Bolşeviklere olan reaksiyonun azalmasına yol açmıştır.[44]

Basmacı Hareketi'nin başarısızlıkla neticelenmesinin en büyük sebebi, harekete iştirak edenler veya hareketi yürütenler arasında "birlik ve beraberlik" bulunmamasıdır. Basmacı Hareketi bir birinden ayrı gruplar tarafından yürütülüyordu. Her grubun kendi gündemi vardı ve nadiren koordinasyon içinde hareket etmekteydiler.[45] Bölük pörçüklük ve ortak bir siyasi programın olmayışından, tek bir merkez etrafında toplanarak ortak strateji üretmek mümkün olmamıştır.[46] Bolşevikler askeri üstünlük, daha çok disiplin ve hedef birliği içinde iken, Basmacılar nasıl ki ortak düşmanlarıyla savaşıyorlarsa bir birlerine saldırmaya da aynı şekilde hazırdılar.[47] Bunlara ilave olarak, ifade edilmesi gereken bir mühim husus da, o dönemde Türkistan'ın bağımsızlığı için gayret sarf eden hareketler arasında Müslüman-Milliyetçi ve Ceditçi-Muhafazakar gibi görüş ayrılıkların mevcut olduğudur.[48]

Bir de, Çarlık Rusya'dan kurtulmanın verdiği sevinçten dolayı, başlarda halk Sovyetlere karşı ciddi bir direnme göstermemişlerdir. Türkistan'ı istila edip sömürmekten başka gayesi bulunmayan Çarlık'ı bir ihtilalle deviren bir rejimin tatbik edeceği siyasetin Çarlık politikalarıyla paralellik göstermeyeceğini düşünmüşlerdir. Ancak, ihtilal yerleşmeye başlayınca Sovyetlerin Çarlık Rusya'nın bir devamı olduğunu, ve hatta içtimai düzeni hedef alan çağrılarıyla- din, dil, kültür, örf, âdet, yaşam tarzı ve hayatın her boyutunu değiştirmeyi hedefleyen bir çağrı- daha da tehlikeli olduğunu fark etmişlerdir.[49]

Aslında, Çarlık Rusya çökünce, Türkistan için ufukta istiklal gözükmüştü, ancak yerli Sovyetlerin Bolşevik vaatlerine kanmaları bu ihtimali ortadan kaldırmıştır. Bolşevik vaatleri arasında daha evvel el konulan malların iadesi de vardı. Ancak verilen sözlerin aslında zaman kazanma siyasetinden başka bir şey olmadığı ortaya çıkmıştır. Örneğin Zeki Velidi Togan da Bolşevik vaatlerine kanıp Türkistan'ın işgale maruz kalmasına sebebiyet verenler arasındadır. Her ne kadar daha sonra Bolşeviklerin gerçek niyetini anlayıp onlara karşı mücadeleye girişmişse de fayda vermemiştir.

1922 yılının sonlarına doğru Türkistan genelinde Basmacıların sayısı 60 bin, Sovyetlerin bölgeye sevk ettiği asker sayısı ise 100 bin olarak kayda geçmiştir.[50] 1923 yılına kadar Moskova büyük ölçüde iç ve dış meselelerini halletmişti. Buna bağlı olarak 1923 yılı başlarında bölgeye büyük ölçüde Kızıl Ordu birlikleri sevk edebilmiştir.[51] Dolayısıyla, yeterli donanıma ve lojistik desteğe sahip olmayan kendi aralarında siyasi bir bütünlük sağlayamamış Basmacı gruplarının; düzenli ordu karşısında muvaffakiyet sağlamaları çok zordu.[52] Zaten, 1923'ten itibaren Basmacılar tedricen başta Afganistan olmak üzere İran ve Doğu Türkistan gibi civar ülkelere geçmek durumunda kaldılar. Mesela, Türkmen Sahra'nın meşhur Basmacı lideri Cüneyd Han 1928 yılında askerlerini alarak önce İran'a sonra Afganistan'a geçmiştir. Böylece Türkistan coğrafyasındaki silahlı mücadele büyük ölçüde sona ermiş oldu.[53]

8: Undefined offset: 1
Dosya: /var/www/vhosts/turkcuturanci.com/httpdocs/turkcu/Sources/Subs-Aeva-Admin.php
Satır: 287