Türk Töresi ve Türk Yasası

<< < (2/7) > >>

K A L K A N:
TÖRE VE YASA
Töre, Ture kelimesinin Eski Türk Yazıtlarında Törü şeklinde geçtiği
ve önemli bir mevki aldığını görüyoruz. Yazıtların doğu tarafında bu keli
me ilgiyle geçmektedir. Kül Tegin ve Bilge Han yazıtlarında birçok defa
Töre kelimesinin bulunması bunun ne derece yaygın ve etkili olduğunun
belgesidir:
  "İstemi Hakan (tahta) oturmuş; oturarak Türk milletinin ülkesini,
türesini yönetivermiş, düzenlemiş" ve savaşlar, felaketler sonunda
"Türk türesi bozulmuş olan milleti, atalarının" türesince, Hakanın hepsini
derleyip topladığı anlatllıyor.
Gök.Türklerde Törü, Türe kelimesi önemle görüldüğü gibi, Uygurlarda
da, Mani dininin ilerlediği zamanlarda, 9.yüzyılda U-töre adlı Han'-
ın işbaşına geçtiğini görüyoruz!? Elegeş Yazıtı'nda "ülke türesini
terketmeyiz )." Ak- Yüs Yazıtı'nda gene töre'yi buluyoruz.
Böylece teriminin "Kanun, nizam" anlamına Eski Türk Yazıtlarında
geçtiğini gördük. Bu terimin "il" kelimesiyle birlikte (il (el) törüsü),
"devlet nizamı, kanunu anlamını bildirdiğini Prof.Abdillkadir İnan gerçeğe
dayanarak helirtmektedir. Divanü lugat-it Türk'de ve Kutadgu Bilig'de
de törü şeklinde geçtiğini görüyoruz.
  Selçuklular döneminde "Oğuz türesine çok önem verilirdi. Sultan
Alaeddin Keykubad'ın şölenini tasvir eden Yazıcıoğlu Ali (Tevarih-i
al-i Selçuk, III, Houtsma Yay.S.204.-205"21 töreden bahsediyor:
 «Hanlar atası Oğuz Han söyledi.
  Böyle töre, yol ü erkan eyledi
  İşbu resmiyle vasıyet kıldı ol
  Ta ola oglanlarma töre, yol." mısralarını takiben törenin nasıl
olacağı anlatılıyor,
Mogol döneminde "yasa" ve "türe' terimlerinin eşanlamlı kelimeler
olarak kullanıldığına ve Çingiz Yasası yerine Çingiz töresi de denildidiğine
değinen Abdülkadir İnan: "Kutadgu Bilig"de "törü" terimi "Kanun,
nizam "anlamım ifade ettiği gibi "adalet" anlamı için de kullanıl.
mış olduğunu biliyoruz, demektedir.
  Nitekim "Divanı Lugat-it -Türk'te de "Kanun" ve "adalet" aynı
"törü" kelimesiyle ifade edilmiştir. Buna tanık için, Kaşgarlı Mahmut
şu atalar sözünü getirmiştir: "Küç eşikdin kirse törü tünlükten çıkar.
Zor kapıdan girse törü (er-res m ve-l-insaf) bacadan çıkar,
"İlhanlılar devletinde "türe" ve "yasa" müteradif (eşanlamlı) kelimeler
olarak kullanılmıştır,"
Ziya Gökalp, kitabında: "Selçuklularla ilk Osmanlılar devrelerinden
kalma teamüllere "Oğuz Töresi" derlerdi" diyor,
Töre'nin yalnız Oğuzların teamüllerinden ibaret olmadığıııı Orhun
Yazıtlarında da görüldüğünü söylemiştik.
Thomsen, "Törüg" kelimesini bir yerde kanun, yasa olarak, diğer
bir yerde "Müesseseler (Kurumlar" olarak kullanıyor
Kaşgarlı Mahmud'un, Divanü Lfıgat-it-Türk adlı eserinde bu kelimenin
(Törü) şeklinde geçtiğini, ataların örf ve adeti anlamına geldiğini,
hatta bir bakıma (Milli Kültürle) birlikte kullanıldığının anlaşıldığını ileri
süren Ziya Gökalp kısa bir tahlile girişiyor: Nasıl o vakitler (il) devlet
karşılığı kullanılıyorsa, Töre'de yazılı yasa, kanun veya yazılmamış
teamüller, gelenekler anlamını da kapsamaktadır, demektedir.
  Ziya Gökalp: "Hatta hukuki  Töreden haşka, dini ve ahlaki töreler de
vardır. O halde Türk Töresi eski Türklere atalarından kalmıştır, demekte
fakat hunun nereden, hangi kökten geldiği ve hangi ahlaki ilkelere
dayandığı üzerinde durmamaktadır.

K A L K A N:
Töre ve Yol:
Göçebe Türk geleneklerini koruyan ve hukuk esaslarının çoğunu beliten,
örfi hukuk, "türe" yahut "yol" kelimeleriyle ifade edilmiş ve "yol"
kelimesi hütün Türklenle "usul" ve kaiden" anlamını helirtmiştir. "Yazıcı-
oğlu "Ali" nin rivayetinde de "yol" aynı anlamda kullanılmıştır:
"Hanlar atası Oguz Han söyledi
Böyle töre ü erkan eyledi
İş bu resmiyle vasiyet kıldı ol
Ta ola oğullarına göre yol."
Burada törenin bir tutum ve bir davranışı, hir takilbi gereken yol şeklinde
belirtildiğine kısaca değinmiş oluyoruz.
Tör'e teriminin nereden geldiği, kökeni:
 
Böylece törenin kökeni araştınlırken, "tör" kelimesinin töz kelimesiyle
(mehdi', başlangıç, menşe, kaynak, asıl, ata, ecdad, ongun) anlamı ilc
ve aynı zamanda ceddiala (ilk ata, ecdad, ata) kültü(töreni) ile ilişkisi olması
ihtimali ortaya çıkmaktadır. "Eski Türkler, Moğolların Ongon kelimderi
yerine tör ve yahut töz kelimesini kullanmıştır. Bu kelimenin (en
eski manası"ceddiala  (mebde, menşe, asıl) olmuştur
Bu kelimenin kökü ve ilgisine dair çeşitli örnekler sunulabilir:
"Töre, Törü-Tör, Törö-kelimesi caddiala (İlk ata) kültü ile bağlı
olan töz kökünden gelirse "babalardan kalma örf, adet, kanun" manalarındaki
töre, törü kelimeleri de bu köke bağlı olacaktır.
Töre (Altay'da eski destanlarda) halk, kavim (Radlow lII.125:l)
Bir ceddialaya- töze mensup halk, kimse, kavim" şeklinde olup:
Töremek,Halkolunmak, zuhur etmek (Muhtelif lehçelerde). Bir Töz-
ceddialadan neşet etmek manasıyle "Belirtilmektedir. Burada toz, tös'-
ün esas, melışe, mebde, ongun anlamlanna geldiğini kaydeuen Abdülkadir
İnan açıklamasına şöyle devam etmektedir: "Töröngey-(Teleut -Bir
lehçe) ilk yaratılan insan  "Ceddilila töz-tör" ilk yaratılmıştır.
Töröl- kabile, akraba, menşe "Bir tör, tözden neşet edenler" manasıyle dir.

K A L K A N:
Töre ve Töreden Yapılan Diğer kelimeler ve Atasözü:
"Törün" kelimesi, "düğün", merasim anlamına gelmektedir.
"TeleutIar" ilk yaratılan insan karşılığında, "Töröngey" kelimesi
"ceddiala- töz, tör" ilk yaratılan insanı helirtmektedir. Telent ve başka
lehçelerde "Törül" kabile, akraba, menşe anlamına gelmkte olup "Bir
tör-töz.'den neşet edenler" anlamını belirtiyor.
Endik kelimesi açıklanırken şu parça sunuluyor:
"Endik kişi ?-El törü yetilsün-Toklı böri yetilsün-Kadhgu yeme savulsun."
Yani şaşkın, budala kişi ayılsın, yurda düzen (törü) yayılsın,
kurtla toklu güdülsün, kaygı yine sayulsun."
(Çıkdı) kelimesi açıklanırken bir atasözü örnek olarak veriliyor:
"Küç elden (ilden) kimse,
Törü tünlükten çıkar. -Zor kapıdan girince görenek bacadan çıkar.
(Zulüm evin aralığından girerse,görenek ve insaf pencereden çıkar."
(Kaldı) ya örnek olarak şu sav (atasözünde) da geçiyor:
"El (il) kaldı törü kalmaz- Vilayet kalır, görenek kalmaz.", "Vilayet
terkedilir, adet terkedilmez." "Bu sav, göreneğe uygun çalışması için
emrolunan kimseye söylenir."
Yukardaki hu atasözünü Divanü Lfıgat-it -Türk'ün 3.cildinde gene
tekrarlanmış olarak görüz:.
 (Küç) kelimesi de: "Küç eldin kirşe törü tünglükten çıkar" şeklinde
buluyoruz.. Aynı açıklamada "görenek-merhamet bacadan çıkar" deniliyor.
Divan ü Lugat-it Türk'ün 3.cildinde hem (töre) hem (törü) kelimeleri
sırayle açıklanıyor: (Türe: Evin önemli yeri ve sediri. "Töre yokladı-
Sedire çıktı, sedire oturdu." Bazen "tör" dahi denir.
(TÜRÜ): "Görenek, adet. Şu savda dahi gelmiştir. El kalır, törü kalmas-
Vilayet bırakılır, görenek bırakılmaz" Bu sav, geçmişlerin göreneklerine
uymakla emrolunan kişi için söylenir."
(törüdi) Yalnguk törüdi- insan yaratıldı."törür-törümek."
Töre kelimesinden türetilmiş kelimelerde, yaratmak, ilk yaratılış
gibi kelimeler onun yapısında, Tanrı buyruğunda, yaratımına kadar uzanmış
olarak, kökeni çok ötede, yararlı bir inanç ve davranış halinde ortaya
çıkıyor.
Törü kelimesi Divanii Lugat.-it-Türk'te açık ve kesin şekilde "dü-
zen, nizam, görenek, adet olarak belirtilmektedir.

K A L K A N:
Töre, Türe ve Türk Adı:
Türk adının, Türmek (çekmek, cezbetmek)ten çıktığını ileri sürenler
vardır.
Türk'ün bir zamanlar Türük şeklinde söylendiği iddiası da mev-
cuttur. Türk'ün, Türük olduğuna dair araştırmalar da vardır.
"Vambery Armin, Türk-Tatar Kavimlerinin İptidai Kültürü, adlı
incelemesinde (Sf.51), Türk sözünü törümek,türemek fiilinden çıkarmaktadır.
Gerçekten yürümek sözünden türük, has ismi çıktığı gibi, türürnek
fiilinden de Türk sözü çıkabilir." diyen Hüseyin Namık Orkun, bu telafu:
zun önce Türük şeklinde olduğunu ileri sürüyor ve bu sözün" Türemiş,
mahluk, yani insan anlamına geldiğine göre, Ural-Altay kavimlerinde"
bu tarzda ad verilişine çok tesadüf edildiğini belirtiyor.Macar bilgin-
lerinden Nemeth'ın buna itiraz ettiğini, bunIarın faraziye olduğunu söylediğini
bilhassa kaydediyor.
Hüseyin Naınık Ürkun, yürümekten yürük çıktığı gibi, pekala türmekten
de Türük sözü çıkmış olabilir, diyor. Fakat Türk adının aynı
zamanda güç, kudret anlamını da taşıdığını açıklıyor.
"Töre" kelimesinin "Türk" kelimesi ile aynı kökten çıktığı, "Türk"
adının, "Töreli" (Töresi olan -töre sahibi) gibi bir anlam taşıdığı da bir
faraziye (varsayım) olarak ileri sürülmüştür. Türk kelimesinin, töreli
demek olduğunu ve töre'nin "teamül ve adet- La Coutnme" anlamına
geldiğini Ziya Gökalp diğer bir kitabında tekrarlıyor.
Türk adı Tanrı'nın has yaratığı veya töresi olan anlamına geldiği
görüşü de henüz hir kesinlik kazanmış değildir. Türk adının günümüzde
ki ilmi açıklamalara göre, kuvvetli, güclü anlamı kabul edilmektedir."'

K A L K A N:
Töre'ye Bağlılık:
Eski Türk Yazıtlan'nda Türk Töresi ve kanunlarının halka örneklerle
anlatıldığını, deneme ve inanışlarına uygun olarak, devlet kurucusu
Türk büyükleri "Töre" kurarlar ve sonra gelen Gök Türk hakanları,"
ilk atalardan olan Bumin ve İstemi Kağanların, "töresince" yönetirler,
sonraki kağanlanla kendi bilgi ve denemelerini, öğütlerini buna katarlardı.
Gördüğümüz gibi "Zaten Türklerde kanun ve töreleri n diğer bir
adı da "yol" idi. Herkes bu yoldan gitmek zorunda idi. Bu yoldan çıkanlar
"yanılmış" olur ve yanılanın da sonu ölüm idi."
Görülüyor ki devletin düzeni, işleyişi bu töreyle olurdu. Kağanın
buyrukları o çağlarda "birer töre ve kanun" idiler.
Bilge Kağan'ın emrinde çalışan kardeşi, ünlü ve başarılı hir komutan
olan Kül-Tegin, "alplığı, cesareti ile şöhret kazanmış ve"büyükleri
ne karşı gösterdiği saygı ve bağlılıktan" dolayı öğülmüş, Türk töresini
bozmadığı ve büyük kardeşine saygılı davrandığı için değerlendirilmiştir.
Uygurlar döneminde de "Kanun ve nizamları" (yani töreyi) boz
mak isteyenler, hangi mevkide olursa olsun derhal cezalandırılır, manevi
inanç, yardımlaşma, toplumsal dayanış ve milli davranış, asayiş ve düzen
sağlanırdı.
Eski Türklerde hangi mevkide olursa olsun töreye bağlılığı gösteren
sözler  vardır: "Ben yasa ve töre kuluyum. itaat lazımdır." sözü tanınmıştır.
  (Oğuz Destanları Hakkmıla Notlar da kendilerinden ayrılmak isteyene
karşı:
Töremizle  büyüdün, yoğruldun mayasından!
Gel gitme, ayrılma! Ananın yuvasından! denilmektediı.
Törenin Türkler arasında çok yüksek ve önemli mevkiine dair hir
belge de (Mcte'nin Gençlik Efsanesinde) görülmektedir: "Töreyi bozan
Tuman, tam hir divane idi!" denilmekte, Töreyi bozma, millete, vatana
karşı bir ihanet sayılmaktaydı. Hatta "Töre'yi Baba hile Bozsa, Ölmeliydi."
denilirdi.
Bütün hedef herşeye rağmen "Türk Töresi korunsun" idi.
Eski Türklerde: "Oğul ile bahanın, arasına girilmez,
Mayasıdır Hakanın, Türk Töresi geçilmez"
sözleri kesin bir yargı halindeydi.

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

[*] Önceki Sayfa